Partnerinizden bir saat haber alamadığınızda içinizi kaplayan o tedirginliği bilir misiniz? Mesajınızın geç yanıtlanması, bir anlık ilgisizlik ya da ses tonundaki ufak bir değişiklik… Eğer bunlar sizde orantısız bir kaygı yaratıyorsa, bu kaygılı bağlanma stilinin bir işareti olabilir.
Kaygılı bağlanma nedir?
Bağlanma kuramına göre, çocukluğumuzda bakım verenlerimizle kurduğumuz ilişki, yetişkinlikteki ilişkilerimizin de zeminini oluşturur. Kaygılı bağlanan kişiler, sevdikleri tarafından terk edilme korkusunu yoğun biçimde yaşar ve sürekli bir onay arayışı içinde olabilir.
İlişkilerde nasıl görünür?
- Partnerin nerede olduğunu, ne yaptığını sürekli merak etme
- Bir tartışmadan sonra “artık beni sevmiyor” düşüncesine kapılma
- Yakınlık arayışının bazen karşı tarafı bunaltacak düzeye gelmesi
- Kendi ihtiyaçlarını net ifade edememe
Peki nasıl geçer?
İyi haber şu: bağlanma stili sabit bir kader değil. Terapi sürecinde önce bu örüntünün nereden geldiğini fark ederiz. Sonra, kaygı yükseldiğinde işe yarayan somut beceriler geliştiririz — duyguyu bastırmadan ama ona da teslim olmadan.
Eğer bu satırlar size tanıdık geldiyse, yalnız değilsiniz. Birlikte çalışmak isterseniz iletişim sayfasından bana ulaşabilirsiniz.